Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, “Osmanlı Döneminde Balkanlarda Bilim ve Sanat” temasıyla düzenlenen III. Uluslararası Balkan Sempozyumu’nda Türkiye ve Balkan ülkelerinden 50 bilim insanını buluşturdu. Sempozyumun açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Mümin Şahin, üniversitenin bir Rumeli ve Balkan üniversitesi olduğunu vurgulayarak bölge ülkeleriyle ortak projeleri sürdüreceklerini söyledi.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinin (Tekirdağ NKÜ) ev sahipliğinde, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Balkan Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (BALKAM) iş birliğinde gerçekleştirilen sempozyum, Rektörlük Konferans Salonu’nda düzenlendi. Akademisyenleri ve Balkanlardaki Müslüman toplumların temsilcilerini bir araya getiren sempozyumda, Osmanlı döneminde bölgede oluşan bilim ve sanat birikimi ele alındı.
REKTÖR ŞAHİN: ÜNİVERSİTEMİZ BİR RUMELİ VE BALKAN ÜNİVERSİTESİDİR
Açılış konuşmasında tarihi mirası tanımanın ve korumanın önemine dikkat çeken Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin,“Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez”, ve Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e öğütü olan “Geçmişini iyi bil ki geleceğe sağlam basasın” sözleriyle geçmişle kurulan bağın geleceğin inşasındaki yerini vurguladı.
Tekirdağ’ın tarihi ve kültürel kimliğine değinen Şahin; Çanakkale Zaferinde en önemli rollerden biri olan 57.Alayın Tekirdağ’da kurulması ve komutanının Gazi Mustafa Kemal Atatürk olması, Vatan ve Hürriyet Şairi Namık Kemal’in Tekirdağ’da doğması ve TBMM’de 5. ve 6. Dönem Milletvekili Yahya Kemal üzerinden “Üç Kemaller Diyarı” olarak Tekirdağ’ı tanımladı. Yahya Kemal’in “Türk’ün gönlünde dağ varsa Balkan’dır, nehir varsa Tuna’dır” sözüne atıfta bulunan Şahin, Balkanların ortak hafızadaki ve kültürel hayattaki yerine işaret etti.
Üniversitenin bir Rumeli ve Balkan üniversitesi olduğunu vurgulayan Rektör Şahin, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2053 ve 2071 hedefleri doğrultusunda bölge ülkeleriyle yürütülen çalışmalara devam edeceklerini belirtti. Şahin; Kosova, Kuzey Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk ve Sırbistan gibi ülkelerdeki soydaşlarla ortak projeleri sürdüreceklerini kaydetti.
Rektör Şahin, sempozyumun hazırlanmasındaki katkıları dolayısıyla Rektör Danışmanı Prof. Dr. Halit Eren’e, YTB’ye ve Türkiye ile Balkan ülkelerinden katılan bilim insanlarına teşekkür etti.
PROF. DR. HALİT EREN: BALKANLAR BİR VATAN COĞRAFYASI
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Halit Eren, Balkanların kendisi için taşıdığı anlamı anlatarak başladığı konuşmasında, bölgenin yalnızca akademik bir araştırma alanı olmadığını söyledi. Eren, Balkanları doğup büyüdüğü, kültürüyle yetiştiği ve gönül bağını daima koruduğu bir vatan coğrafyası olarak tanımladı.
Sempozyumun ilkinin 2024 yılında “Birlikte Yaşama Kültürü”, ikincisinin ise “Osmanlı Kültür ve Medeniyeti” temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Eren, bu yıl bilim ve sanatın merkeze alındığını belirtti. Eren, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinde gerçekleştirilen bu buluşmaların akademik bir geleneğe dönüştüğünü ifade etti.
Balkanların asırlar boyunca farklı inançların ve dillerin bir arada yaşadığı bir coğrafya olduğuna dikkat çeken Eren, bu tecrübenin bilimsel çalışmalarla incelenmesinin önemini vurguladı. Medreseler, mektepler, kütüphaneler ve vakıfların yanı sıra mimari eserler, edebî metinler, musiki ve el sanatlarının da bölgenin tarihi birikimini anlamak açısından dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.
Eren, ilmi birikimin merkez ile taşra arasındaki dolaşımının ortak medeniyet dünyasının oluşumunda belirleyici bir rol oynadığına işaret etti. Balkanlardaki bilim ve sanat faaliyetlerinin bu etkileşim çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da yayımlanan Bağlar dergisine ve kentte düzenlenen edebiyat günlerine de değinen Eren, Türkiye Bursları kapsamında eğitim gören gençlerin ülkeler arasında kalıcı dostlukların teminatı olduğunu söyledi. Eren, sempozyumun bu yıl Türkiye ve Balkan ülkelerinden 50 bilim insanının katılımıyla gerçekleştirildiğini bildirdi.
YTB BAŞKAN YARDIMCISI ALEMDAR: KÜLTÜREL MİRASIMIZ GELECEĞE TAŞINACAK
YTB Başkan Yardımcısı Ahmet Alemdar, sempozyumun ortak hafızanın canlandırılması ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Balkanların asırlar boyunca geniş bir kültür havzasına ev sahipliği yaptığını belirten Alemdar, “Balkanlar; Edirne’den Filibe’ye, Üsküp’ten Prizren’e, Selanik’ten Manastır’a, Saraybosna’dan Mostar’a kadar asırlar boyunca medeniyetimizin filizlendiği büyük bir kültür havzasıdır” dedi.
Bölgeyi tanımanın tarihi ve kültürel birikimi yerinde anlamaktan geçtiğini ifade eden Alemdar, “Bu coğrafyayı anlamak haritalara bakmakla mümkün olmaz; sokaklarında yürümek, çeşmelerine, camilerine, kütüphanelerindeki yazma eserlere kulak vermek gerekir” diye konuştu.
YTB’nin Balkanlarda yürüttüğü çalışmalara da değinen Alemdar, Saraybosna’da gerçekleştirilen Bağlar Edebiyat ve Düşünce Günleri gibi projelerle ortak kültürü yaşatmayı amaçladıklarını söyledi. Türkiye Bursları kapsamında Balkan ülkelerinden gelerek Türkiye’de eğitim gören gençlerin, ülkeler arasında köklü ve kalıcı dostluk bağları kurduğunu vurguladı.
BULGARİSTAN’DA TÜRK-İSLAM KİMLİĞİNİ YAŞATMA MÜCADELESİ
Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Dr. Ahmet Hasanov ise konuşmasında, ülkedeki Müslüman toplumun tarihi tecrübelerini, karşılaştığı zorlukları ve eğitim çalışmalarını anlattı.
Balkanları bir vücuda benzeten Hasanov, Bulgaristan’ın 6,5 milyonluk nüfusu ve 1,5 milyonluk Müslüman varlığıyla bu vücudun başı konumunda bulunduğunu ifade etti. Osmanlı’nın bölgeden çekilmesinin ardından Müslümanların Başmüftülük kurumu etrafında bir araya geldiğini belirten Hasanov, kurumun 116 yıldır Müslümanlara hizmet verdiğini söyledi.
Çocukluk yıllarında bizzat yaşadığı asimilasyon politikalarına değinen Hasanov, Türkiye’nin nerede olduğunu dahi bilmedikleri, Türkçe konuşmanın yasaklandığı ve isimlerinin zorla Bulgarcaya çevrildiği dönemlerden geçtiklerini anlattı. Hasanov, yaşadıkları bu sürece rağmen dillerini, inançlarını ve kültürel kimliklerini korumak için mücadele ettiklerini vurguladı.
Bugün gelinen noktada kendi dillerini özgürce konuşabildiklerini ve Türkiye’de yüksek lisans ile doktora eğitimi alabildiklerini belirten Hasanov, geçmişte yaşananlarla bugünkü imkânlar arasındaki değişime dikkat çekti.
Bulgaristan’da dört imam hatip lisesi, bir ilahiyat fakültesi ve bin 700 cami bulunduğunu ifade eden Hasanov, bu kurumlarla ecdattan kalan mirasa sahip çıktıklarını söyledi.
Sofya’daki Millî Kütüphane bünyesinde bulunan Osmanlı arşivlerine de değinen Hasanov, burada Avrupa’nın en büyük ikinci şarkiyat kütüphanesinin yer aldığını belirtti. Hasanov, bilim insanlarını bu kaynaklar üzerinde araştırma yapmaya davet etti.
İBRAHİM ŞERİF’TEN BATI TRAKYA’DA KİMLİK MÜCADELESİ VURGUSU
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Batı Trakya Türklerinin kimliklerini koruma mücadelesini, öğrencilik yıllarından hatıralarla anlattı. Prof. Dr. Halit Eren ile hem okul arkadaşı hem de hemşehri olduklarını belirten Şerif, 1974 yılında İstanbul Yüksek İslam Enstitüsüne kayıt yaptırdıklarını ve iki yıl aynı odayı paylaştıklarını söyledi.
Türkiye’de Balkanların ve Batı Trakya Türklerinin yeterince tanınmadığı yıllara ilişkin bir anısını paylaşan Şerif, ilk felsefe dersinde Dr. Hasan Küçük’ün öğrencilerden kendilerini tanıtmalarını istediğini anlattı. Kendisini, “İbrahim Şerif, Konya İmam Hatip mezunuyum, Yunanistan Batı Trakyalıyım” sözleriyle tanıttığını belirten Şerif, teneffüste Adanalı bir arkadaşının yanına gelerek “Arkadaş sen Hristiyan mısın?” diye sorduğunu aktardı.
Şerif, “O yıllarda Türkiye’de maalesef Balkanlar ve Batı Trakya bilinmiyordu; bizim Türk ve Müslüman olduğumuzdan dahi habersizlerdi. Bugün çok şükür üniversitelerimiz ve kıymetli hocalarımız sayesinde Balkanları çok iyi tanıyan, dertleriyle dertlenen şuurlu bir gençlik ve ilim camiası var” dedi.
Halit Eren’in bilimsel çalışmalarıyla Balkanların tarihi ve kültürel birikimine önemli katkılar sunduğunu ifade eden Şerif, kendilerinin ise Batı Trakya’da Türk-İslam kimliğini yaşatmak ve yeni nesilleri yetiştirmek için çalıştıklarını söyledi. Şerif, Türkiye ile Balkanlar arasındaki bağı canlı tutan akademisyenlere ve kurumlara teşekkür etti.
KIRCAALİ’DE VAKIFLARI VE DİNÎ KURUMLARI KORUMA MÜCADELESİ
Bulgaristan Kırcaali Bölge Müftüsü Basri Eminefendi, konuşmasında bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusun durumuna, din eğitimi çalışmalarına ve vakıf mallarının korunması için verilen mücadeleye değindi.
Bulgaristan’ın demokrasiye geçtiği dönemden 2010 yılına kadar Başmüftülüğün, camilerin ve vakıf mallarının karşı karşıya kaldığı müdahaleleri anlatan Eminefendi, bu kurumlara el koymak isteyen çevrelere karşı halkla birlikte bir yıl boyunca protestolar ve yürüyüşler düzenlediklerini söyledi.
Din görevlilerinin çalışma şartlarına ilişkin gelişmeleri de aktaran Eminefendi, verilen mücadelenin ardından 2019 yılında Bulgaristan Parlamentosundan imamların maaşlarını güvence altına alan yasal bütçe desteğinin çıkarıldığını belirtti.
Kırcaali’nin Bulgaristan’da Türklerin en yoğun yaşadığı merkez olduğunu ifade eden Eminefendi, bölgedeki yedi ilçe belediye başkanının tamamının Türk olduğunu söyledi. Eminefendi, Kırcaali’nin aynı zamanda Bulgaristan’da Türk belediye başkanına sahip tek il merkezi olduğunu kaydetti.
Kırcaali Müftülüğünün yürüttüğü çalışmalara ilişkin de bilgi veren Eminefendi, “Kırcaali Müftülüğü olarak 250 bin Müslüman kardeşimize, 430 cami ve mescidimizle, imam hatip lisemizle ve Kur’an kurslarımızla kesintisiz dinî ve eğitsel hizmet sunuyoruz” dedi.
Türkiye’nin desteğini her zaman yanlarında hissettiklerini vurgulayan Eminefendi, bu dayanışmanın bölgedeki Türk ve Müslüman varlığının korunmasında önemli bir dayanak olduğunu ifade etti.
MUSTAFA TRAMPA: TARİHİ ESERLER ŞEHİRLERİN RUHUNU İNŞA EDER
İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türkleri Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa, Balkanlardaki bilim ve sanat mirasının manevi boyutuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Osmanlı döneminden kalan camilerin, köprülerin, saat kulelerinin ve mezar taşlarının taşıdığı anlama dikkat çeken Trampa, bu yapıların inanç, aidiyet ve millî kimlikle kurulan bağın izlerini taşıdığını belirtti. Trampa, “Balkanlarda bilim ve sanatı konuşurken ecdat mirasının ardındaki metafizik gayeyi ve manevi ruhu kavramak mecburiyetindeyiz” dedi.
İskeçe’deki tarihi Fıçıllı Camisi’nin yapımına ilişkin bir örnek paylaşan Trampa, camiyi inşa edenlerin her bir yapı taşını bir Reşat altını bedel ödeyerek çevre köylerden satın aldığını anlattı. Trampa, bu fedakârlığın tarihi eserlere ruh kazandırdığını ifade etti.
Selanik’in geçmişte bir minareler şehri olduğunu belirten Trampa, bugün kentte yalnızca yarım bir minarenin görülebildiğini söyledi. Minarelerin ortadan kaldırılmasının şehrin manevi kimliğini de etkilediğini savunan Trampa, tarihi yapıların kentlerin hafızasındaki yerine dikkat çekti.
Balkanların farklı şehirlerindeki eserlerin bulundukları yerlerin ruhunu yansıtmaya devam ettiğini vurgulayan Trampa, “Bizler bu eserleri sadece taş yapılar olarak değil, Müslüman Türk kimliğimizin varoluş tezahürü olarak korumak ve yaşatmak zorundayız” diye konuştu.
TÜRKİYE VE BALKANLARDAN KATILIM
Sempozyuma, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Süleymanpaşa Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, YTB Başkan Yardımcısı Ahmet Alemdar ve Kuzey Makedonya önceki dönem milletvekili Dr. Behicuddin Şihapi katıldı.
Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Dr. Ahmet Hasanov, Bulgaristan Başmüftü Yardımcısı Murat Pingov, İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türkleri Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa, Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif ve Bulgaristan Kırcaali Bölge Müftüsü Basri Eminefendi de sempozyumda yer aldı.
Sempozyuma ayrıca İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. İdris Bostan, İstanbul Medipol Üniversitesinden Prof. Dr. Mehmet İşpirli, İstinye Üniversitesinden Prof. Dr. Azmi Özcan, Tetova Üniversitesinden Prof. Dr. Adnan İsmaili, Prof. Dr. Mustafa Bilge, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Celalettin Vatandaş ile Prof. Dr. Murat Taşan, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Halit Eren, Genel Sekreter Gökhan Saygı, Tetova Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Süleyman Baki, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri ile üniversitenin akademik ve idari personellerinin yanısıra öğrenciler katıldı.
Sempozyum, açılış oturumunun ardından gün boyunca gerçekleştirilen dört oturumla tamamlandı. Günün anısına katılımcılara hediyeler takdim edildi.
Tıklayınız ...
Tıklayınız ...
Program İçin Tıklayınız. ...
Üniversitemiz Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığında görev yapan Hatice SEZER'in annesi vefat etmiştir. Cenazesi bugün öğle namazına müte...
Tıklayınız ...
Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Dilek BAYRAK DELİCE’nin babası, Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakül...